5
Karısıyla ancak iki yıl evli kalmış ve bir oğulları olmuştu.
Boşanma davası sonuçlandığında, yargıç çocuğu anneye vermiş,
Tomas'ı da nafaka olarak maaşının üçte birini ödemeye
zorunlu tutmuştu. Ona ayrıca çocuğu iki haftada bir görme
hakkını da tanımıştı.
Oysa ne zaman Tomas'ın çocuğu görme zamanı gelse, oğlanın
annesi Tomas'ı engelleyecek bir özür bulup çıkarıyordu.
Çok geçmeden pahalı armağanlar getirmenin işleri oldukça
kolaylaştıracağını, oğlanın sevgisini kazanmak için
anneye rüşvet vermesinin beklendiğini fark etti. Yiğitçe ama
boşuna bir çabayla, çocuğun kafasına annesininkilerle taban
tabana zıt kendi düşüncelerini sokmaya çalıştığı bir gelecek
düşledi. Bunun düşüncesi bile yormaya yetti Tomas'ı. Bir pazar,
anne gene önceden kararlaştırılmış bir görüşmeyi iptal
ettiğinde, Tomas hemen o an oğlunu bir daha hiç görmemeye
karar verdi.
Yeterli önlemleri almayı unuttuğu bir tek geceyle bağlı
olduğu bu çocuğa neden öteki çocuklardan daha derin duygular
besleyecekti ki? Nafakayı ödemeye özen gösterecekti; yeter ki
babalık duyguları adına oğlu için savaş vermesini istemesinlerdi!
Yandaş bulamadığını söylemeye gerek yok. Kendi ana-babası
oldukça lanetlediler onu: Tomas oğluyla ilgilenmeyi
reddediyorsa, onlar da kendi oğullarıyla ilgilenmeyeceklerdi
bundan sonra. Gelinleriyle iyi ilişki içinde olduklarını göstermek
için ellerinden geleni yaptıkları gibi, kendi örnek davranışlarını
ve haklıdan yana çıkmalarını da iyice reklam ettiler.
Böylece, neredeyse gözaçıp kapayıncaya kadar karısını,
oğlunu, anasını ve babasını başından atmayı başarmıştı Tomas.
Onlardan kalan tek şey kadınlara duyduğu korkuydu.
Tomas onları arzuluyor ama onlardan korkuyordu da. Korku
ve arzu arasında bir orta yol bulmak gereğini hissederek,
'erotik dostluk' dediği bir şey geliştirdi. Yattığı kadınlara şu
açıklamada bulunurdu; her iki tarafı da mutlu edecek tek
ilişki, duygusallığa yer vermeyen ve sevgililerden ne birinin
ne de ötekinin birbirlerinin yaşamı ve özgürlüğü üzerinde
hak öne sürmedikleri ilişki biçimidir.
Erotik dostluğun aşk saldırganlığına dönüşmemesini
sağlama almak üzere, sürekli ilişkiler kurduğu sevgililerinin
her biriyle uzun aralarla görüşürdü. Bu yöntemin kusursuz
olduğuna inanmıştı, arkadaşları arasında da anlatıp
çevreye yaymaya çalıştı: "Önemli olan 'üç'ler kuralını izlemek.
Bir kadını ya arka arkaya üç kere görür sonra hiç görmezsin,
ya da ilişkini yıllar boyu sürdürürsün, ama her
randevunun arasında en az üç hafta bırakmaya dikkat
edersin."
'Üç'ler kuralı sayesinde Tomas birçok kadınla kısa ilişkilere
girerken, bazı kadınlarla olan ilişkilerini de bozmamayı
başarmıştı. Her zaman anlayışla karşılanmıyordu.
Onu en iyi anlayan kadın Sabina'ydı. Ressamdı Sabina.
"Seni sevmemin nedeni," derdi Sabina ona, "kitsch'in tam
karşıtı olman. Kitsch diyarında bir canavar gözüyle bakarlardı
sana."
Tereza'ya Prag'da bir iş bulması gerektiğinde başvurduğu
kişi Sabina oldu. Erotik dostluğun yazılmamış kuralları
uyarınca, Sabina elinden gelen her şeyi yapmaya söz verdi
ve gerçekten de çok geçmeden Tereza'ya haftalık resimli bir
derginin karanlık odasında iş buldu. Tereza'nın yeni işi özel
nitelikler gerektirmiyordu ama, gene de toplumsal olarak
garsonluktan basın mensupluğuna yükselmesini sağladı. Sabina,
Tereza'yı götürüp de dergideki herkesle bizzat tanıştırdığında;
Tomas, Sabina'dan daha iyi bir sevgili-arkadaşa sahip
olamayacağını iyice anladı.
:::::::::::::::::



