fav. | | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
naruto shippudennufüs huviyet cuzdanı sinema tadında ikibucukliramustafa ikibucuklira inönü kırmızı beyaz poem poetry
 
Aug
15
    

 

  8

  Gündüzleri, Tomas'ın söylediklerine inanmaya ve eskisi gibi
neşeli olmaya çalışıyordu. (Pek fazla başarı elde ettiği söylenemezdi.)
Ama gündüzleri bu yolla gem vurduğu kıskançlığı
rüyalarında çok büyük bir şiddetle patlak veriyor, Tereza'nın
gördüğü her rüya erkeğin ancak onu uyandırarak susturabileceği
bir yakarı çığlığında son buluyordu.

  İzlekler, çeşitlemeler ya da televizyon dizileri gibi dönüp
dönüp geliyordu rüyaları. Örneğin, rüyasında tekrar tekrar
yüzüne atlayıp, pençelerini etine geçiren kediler görüyordu.
Yorum aramamıza gerek yok: Çek argosunda 'kedi' güzel kadın
demektir. Tereza kendisini kadınların, bütün kadınların
tehdidi altında görüyordu. Bütün kadınlar Tomas'ın sevgilisi
olabilirlerdi, hepsinden korkuyordu.

  Bir başka rüya dizisinde ölüme yollanıyordu. Bir keresinde,
gece karanlığında dehşet dolu bir çığlık atıp da Tomas tarafından
uyandırıldığında, rüyasını ona da anlatmıştı. "Büyük
bir kapalı havuzdaydım. Yirmi kişi kadardık. Hep kadın.
Çırılçıplaktık, havuzun çevresinde yürümeye zorlanmıştık.
Tavandan bir sepet sarkıyordu, sepetin içinde, ayakta bir
adam duruyordu. Adam yüzünü gizleyen geniş kenarlı bir
şapka giymişti, ama sen olduğunu anladım ben. Bize buyruklar
verip duruyordun. Bağırıyordun bize. Yürürken şarkı
da söylemek zorundaydık, şarkı söylemek ve diz bükme hareketleri
yapmak. İçimizden biri hareketi yanlış yaparsa, sen
elindeki tabancayla onu vuruyordun, vurulanın cesedi havuza
yuvarlanıyordu. Bu herkesi güldürüyor, daha yüksek sesle
şarkı söyleniyordu. Sen gözlerini hiç üzerimizden ayırmıyordun
ve yanlış yaptığımız an ateş ediyordun. Havuz cesetle
dolmuştu. Su yüzeyinin hemen altında yüzüyordu cesetler.
Bir sonraki diz bükme hareketini yapacak gücüm kalmadığını
ve senin beni vuracağını biliyordum!"

  Üçüncü rüya dizisinde ölüydü.

  Mobilya taşıyan kamyonlar büyüklüğünde bir cenaze
arabasında uzanmış yatıyordu, dört bir yanında ölü kadınlar
vardı. O kadar çoktular ki, kamyonun kapısı kapanmadı, bazılarının
ayakları sarktı dışarıya.

  "Ama ben ölü değilim!" diye haykırdı Tereza. "Hala hissedebiliyorum!"

  "Biz de," diye güldüler cesetler.

  Hepsinin dişleri çürük, yumurtalıkları hastalıklı, yüzleri
kırışık olduğu için Tereza'ya günün birinde dişlerinin çürüyeceğini,
yumurtalıklarının hastalanacağını, yüzünün kırışacağını,
bunun son derece doğal olduğunu söyleyen, söylerken
de son derece keyif duyan canlı kadın kahkahalarıyla güldüler.
Aynı kahkahayla gülerek, ona ölü olduğunu ve bunu hiç
dert etmemesini söylediler!

  Ansızın işeme gereği duydu Tereza. "Gördünüz mü," diye
haykırdı. "Çişim geldi. Ölü olmadığıma kesin kanıt!"
Fakat berikiler gene gülmekle yetindiler. "İnsanın çişinin
gelmesi son derece doğal!" dediler. "Daha uzun süre böyle gereksinimler
duyacaksın. Kolu kesildiği halde kolunun hala
yerinde olduğunu sanan biri gibi. İçimizde çişin damlası kalmamış
olsa da hep çiş etmek isteyip dururuz."

  Tereza yatakta Tomas'a daha çok sokuldu. "Hele benimle
nasıl konuştular, bir bilsen! Eski dostlar gibi, sanki beni öteden
beri tanırlarmış gibi. Sonsuza kadar onlarla birlikte kalmak
düşüncesi tiksindirdi beni."

  :::::::::::::::::



"Gündüzleri, Tomas'ın söylediklerine inanmaya ve eskisi gibi" 0 yorum yapılmış